la linea

"daara diiiri di diiiiiiiiiii, daara diiiri di diiiiii" gibi sesler çıkartarak mutlu mutlu yürüyen, "dfglk kdsfg mqw wuhm sdfp öçç!"leyerek de çizen adama kaptıran ''hmmmmmm deaaaaa...'' ile hayat bulan, ve güleceği vakit ''abarogandi puuuuhahahahhaa... " diyerek yerle bir edebilen italyan yapımı, 80lere damgasını vurmuş çizgi film yapıtı. diğer adları çizgi adam veya lineman.

uyut beni

kurban'ın insanlar albümünden bir hoş şarkıdır. şarkının sözleri tanrı ile kul arasında geçmektedir, müzik kul isyan halindeyken sertleşmekte tanrı kısımlarında da dinginleşmektedir. şüphesiz müziği böylesi güzel kılan da budur.

aglarken sesi ve nefesi kesilen cocuk

şamarı yedikten sonra ''üeeeğğğğğ'' diye kısa bir haykırıştan sonra ağzı olabildiğince açık nefesi kesilmiş, o nefes kesilme süresinin uzunluğuna ya da kısalığına bağlı olarak ağız kenarlarından salya veya burundan sümüğü akan çocuktur.

kısmen gözlemlerime dayanarak söyleyebilirim ki genellikle dayak arsızı olmuş çocukların sergilediği bir harekettir. bazen ses gittikten sonra görüntü öyle bir donar ki sanırsınız ki o çocuk öyle kalacak. suratta kızarma hatta çok nefessiz kalınca morarmalar baş gösterir. eğer bu donup kalma süreci çok uzadıysa ve hala çocukta derin bir iç çekip ağlamaya iki perde yukarı sesten devam etmiyorsa çocuğu döven kişide yada etraftaki insanlarda panik hali oluşur. bu durumda yapılması en aptalca şey çocuğa kendisine gelsin diye atılacak olan bir şamar dahadır.açık ağzından su dökmeye çalışsan boğulabilir, panik yapıp çığlık atarsan 'aha çocuk ölüyo!'' diye belki çocuk da paniğe girer ölüyorum diye. en iyisi çocuğu var güçle sirkelemektir. sonra bekleyin ki sussun.

tanım: yaramaz çocuktur.

surekli depresyonda olan insanlar

başkalarıyla kavga etmeye üşendikleri sürekli kendiyle kavga halinde olan insandır. beyninde sürekli 'ben bi' boka yaramam' aşağılaması vardır. birisiyle muhabbet etmeye dursun ancak kendisini anlatırlar, mistik havalı ruhsal betimlemelere sokarlar kendilerini. azıcık ucundan da sunay akın, yılmaz erdoğan okumuşluğu, cezmi ersöz gibi hayatı çözmüşlüğü ve azıcık da felsefi bir şeyleri katarak kendi dünyalarında edebiyat duayeni oluverirler.

mutlaka aşk acısı halinde olabilirler, planotik ve imkansız aşklar onların hüznüne hüzün katar ki, sırf hüzünlenmek için aşık oldukları halihazırda mükemmel bir ilişkileri varken paso kavga gürültü çıkardıkları tespit edilmiştir.

ani mutlulukların insanı olabilirler, sonra bu mutluluk onları rahatsız edebilir. uyku düzeni genellikle bozuk olan bu grup insanın gece uyumayıp gündüz uyuduklarından arkadaş çevresi gittikçe daralır..daralır..ve bu şekilde devam edip hiçleşmeye başlar. hele ki bir de doktora gittiğinde en ufak dozda antidepresan alırlarsa tamamdır. yaşasın depresyonumuz.

cocuklarla girilen komik diyaloglar

bir ramazan günü stresella ve 4 yaşındaki kuzeni sinemadan eve dönmektedir.
on tane bir milyon atom gören kuzen şiddetle atom istemektedir, atom alınır bir tane yer ve olaylar gelişir.

kuzen: ben bi tane daha yiyicem atooomm.
stresella: olmaz yemek yedikten sonra yiceksin, karnın aç.
kuzen: yaa banane yicem!
stresella: önce yemek yemen lazım oğlum,bayılırsın atom yemekten..*

eve varılır, stresella üzerini değişirken kuzen ağzı atom parçaları ile odaya girer;

-şeyy..ben bi' tane daha atom yedim de, ne zaman bayılırım ?!

unlem isareti

en sağlam duruşlu noktalama işaretidir. etkili/tepkili, dik asla eğilmez, son sözü söyleyici ve cümlenin anlamını tamamlayıcıdır. değiştiren,coşkunlaştırandır! başka hangi noktalama işareti böyle belirgin duygular uyandırabilir? diye sorulandır.

aspava

mezesiyle doyulabilecek mekan. ayrıca dürümün içindeki soğanın görükmez olup tadına vardıran, et-sos-soğan muhteşem üçlüsünün en harikasını aç insanlara sunan yerdir. ilk bakışta 'ben bununla doymam' dersiniz ama bereketli midir nedir, doyurur.

eski sevgilime kapak olsun

eğer reklam şu bu değil de hakketten intikam amacıyla çekilmiş bir video ise, düşünce güzel ama yöntem yanlış işlenmiş. o kadar yıl en yakın arkadaşım dediğin kıza sana ne yaparsa yapsın dönüp böylesi 'götün kocaman' ve 'sen zaten salaktın gızım' muhabbeti yapmak en az onun bayalığı seviyesinde durmuş.

halbüsü, kuyruk acısından saçmalıyore de olabilirsin ama yoo tatlım yoo, sakin olup daha kaliteli cümlelerle gedik ve laf arasındaki münasebeti de kullanıp daha hoş bir etki yapabilirdin. ağzından çıkan her gereksiz hakaret bi' kademe daha iğrençleştirdi seni.

son olarak, eğer bu bir reklamsa kız bok gibi oynuyor.

radyo lafmacun

ani bir şekilde radyo dostlarıylan* keyifli bir programa imza attığım radyodur. maç dolayısıylen, mıymıntılığımdan ve huysuzluğumdan gümbürtüye gitmiş bir yayın olsa da devamı gelir mi gelmez mi diye de düşündüm hani. beni sahneye çıkaran ve bu coşkulu seyirciylen buluşmamı sağlayan yazamaz'a ve diğer herkese teşekkürümü borç bilirim. bu kadar.

radyo lafmacun

stream ve id elime ulaşırsa, şenlendirecebileceğim radyodur.*

zaman her seyin ilacidir

doğru mu yanlış mı olduğunu kavrayamayacak kadar hızlı gelişen bazen de gelişmeden öylece can çekiştiren söz öbeğidir.

mahallede bokçu dayı bokunu dik oynarken düşüp dizlerinizi kanattığınızda o yaraların hiç geçmeyeceğini sanmıştınız, normal haşarı bir çocuğun yaralarından da çoktu hani onlar. zaman geçti, dizlerinizde şimdi yara yok bak. demek ki ilacıymış..her şeyin içine bu da giriyorsa burada ilaç işte, birebir!

sonra, bunun kıyaslanmayacak şeyler yaşadınız o zamanın içinde. sonra geçmeyen bir zaman, geçmek bilmeyen zaman, geçse de bi boka yaramayan zaman, ve en sonunda da yaraların kabuk bağlamasına izin vermeyen zaman. al işte değilmiş demek ki..

zeki kayahan coskun

etrafta bir çok onun gibi olma hevesinde olanlar yüzünden televizyona sıçradığı düşünülen radyocu. en son kanal d'de yayınlanan telefon klübesi programına resmi internet sitesi zekirdek'te oldukça ağır bir yazı yazılmış olup tüm bunların ve öncesinde olanlar yüzünden de yıllardır şiddetle karşı çıktı televizyon programına atlayışı gerçekleşmiştir.**

televizyonun 'yutacağından' korktuğum bir adamdı o her zaman. dilerim arkasındaki bu büyük kitleyi kaybetmeden -her ne kadar zekirdek.com büyük bir yozlaşma ile eriyip gitmekte olsa bile- yoluna aynı titizlikte devam eder.

magazin programlarindaki fonda konusan adam

tez zamanda ses teli arızasına yakalanması her daim dilenen, o tonun ve vurguların neresinden çıktığı merak edilen adamdır.

hayvanlara icki icirip eglenmek

köpekcağızın çatıdan * düşüp can vermesinin sonunda eğlenceden çıkıp cenazeye dönüşebilecek hödö.

<bkz: ben bunu gördüm>

munevver karabulut

hayatı filmleştirecek rahmetli. ben bu entrynin sonuna düşünce babında eklemeye bir şey bulamadım,kınayıp kızsam mı veya sevinsem mi bilemedim. hayırlısı olsun.

http://www.ensonhaber.com/...ayati-film-oluyor-.html

sarki tutmak

bazen salakça medet umulan şarkılardır şöyle ki; bu şarkı da sevgilimden gelsin bana dediğinizde böyle hoş bir şarkı çıkınca iç geçirilip yine aynı salaklıkta ''ayyy canım benim yaa..'' denilip, sevgi pıtırcığı haline geçilebilir.halbüsükü yok öyle bir şey malesef ki..

ben bugün bir şarkı tuttum.
sonra mutlu oldum.

''bir tek sen eksiksin, işim gücüm her şeyim tamam..bir ev bir yuva iki de çocuğa, yok ben sensiz karışamaaaam..''

cimlere basmayin yazisinin yaziyi okuyan insan uzerindeki etkisi

hiç yazmazsa sanki basılmayacakmış gibi duran yazı olduğundan, görür görmez çimenlerin üzerinden sanki bir uğultu duyulur, ''bas bana! bas bana! bas bana!''

mahalle kavgasi

kavganın kahramanlarından birisi olmadığın sürece izlemenin her daim anlatılamaz bir haz verdiği bir olaydır. böyle bi yandan korkarsın, bir elinde telefon olur polisi aramak için hatta titrersin belki de. ense kökünden bir korku dalgası yayılır, bir de utandığın için ya da 'kavga bana da sıçrar' korkusuyla perdenin kenarcığından bakılır. geceyse ve de polis arabalarının o acı sireni ve mavili kırmızılı ışıkları sokağı aydınlatınca finale varılır aslında asıl keyf buradadır, polis gelince milleyetçi bir damar kabaradururken, gökten üç elma düşmez. kavga aslında kötü bir şeydir.

digiturk koltugu

düşünüldüğü kadar rahat olmayan koltuktur. kıvrılmış pozisyonda televizyon izlemek isteyenler için, ekran açısı terstir.

kavun kokusu

kesildiği yerde etrafa çok çabuk biçimde yayılabilen, etki gücü yüksek kokudur. karpuz da tebi.